Savaş ve güvenlik sorunlarının küresel tedarik zincirlerinde yarattığı krizler yalnızca cepheleri değil; limanları, yolları, fabrikaları, enerji tesislerini ve tedarik ağlarını da doğrudan etkiliyor. Bölgesel güvenlik krizlerinin binlerce kilometre uzaktaki projelerin ekipman tedariğini engellediği bu süreçte, ağır yük taşımacılığı ve yük mühendisliği alanında faaliyet gösteren Türk şirketi Hareket, alışılmış güzergahların dışına çıkarak alternatif bir lojistik koridor inşa ettiğini duyurdu.
Hürmüz Boğazı'na Karşı Duqm Limanı Çözümü
Yaklaşık 70 yıllık sektörel deneyime sahip Hareket, savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı üzerinden yürütülen taşımacılıkta yaşanan tıkanıklıklara karşı Umman'daki Duqm Limanı üzerinden yeni bir rota devreye soktu. Kritik endüstriyel ekipmanlar bu alternatif güzergah üzerinden karayolu vasıtasıyla doğrudan proje sahalarına taşınmaya başlandı.
Alternatif güzergahları bularak bu taşımacılığı gerçekleştiren ilk şirket olduklarını belirten Hareket CEO'su Abdullah Altunkum, yürütülen operasyonel süreç hakkında şu bilgileri aktardı:
"Umman, Suudi Arabistan ve Dubai’deki ekiplerimizin yürüttüğü güzergâh etütleri, teknik çalışmalar ve ilgili otoritelerle koordinasyon sayesinde gerekli sınır geçişi izinlerini aldık."
Körfez Bölgesindeki Kritik Enerji Projeleri
Geliştirilen bu yeni güzergahlar üzerinden Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri sınırları içinde yer alan stratejik petrol, gaz ve enerji tesislerine ağır endüstriyel ekipman sevkiyatı yapılıyor. Karayolu taşımacılık süreçlerinin tamamı, liman tahliyesinden saha teslimine kadar şirket tarafından koordine ediliyor.
Katar'daki aktif tesislerde elleçleme ve montaj faaliyetlerini sürdüren firma, hasar gören ünitelerin bakımı için bölgenin en büyük vinci olan 2.200 ton kaldırma kapasiteli dev vinciyle mühendislik desteği sağlamaya hazırlanıyor. Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki enerji kapasitesi artış yatırımları ve Umman'daki liman talepleri de şirket tarafından yakından takip ediliyor.
175 Milyon Dolarlık Yatırım ve 2030 Hedefleri
Hürmüz Boğazı'nı baypas eden bu alternatif güzergah, şirketin bölgesel operasyonel kapasitesinin ulaştığı noktayı gözler önüne seriyor. 2025 mali yılında 138 milyon dolar ciro elde eden şirket, 2030 yılına kadar bu rakamı 300 milyon dolara yükseltmeyi hedefliyor.
Bu iddialı büyüme stratejisinin arkasında güçlü sermaye yatırımları yer alıyor. 2030 yılına kadar 120 milyon dolarlık ek yatırım planladıklarını belirten Abdullah Altunkum, hedeflerini şu sözlerle açıkladı:
"2023’ten bu yana yaptığımız 175 milyon dolarlık yatırım, farklı coğrafyalarda daha kapsamlı projeler üstlenmemizi destekliyor. 2030 yılında gelirlerimizin yüzde 75’ini yurt dışı faaliyetlerinden elde etmeyi amaçlıyoruz. Bunun için üç temel alan öne çıkıyor. Avrupa’daki faaliyetlerimizi yaygınlaştıracağız, Ortadoğu’daki yerleşik operasyonlarımızı güçlendireceğiz ve offshore & marine hizmetlerimizi büyüteceğiz."
Avrupa Pazarında Yeni Rüzgar ve Sanayi Hamleleri
Şirketin 2030 stratejik yol haritasında Avrupa kıtası kritik bir ağırlığa sahip bulunuyor. Romanya'daki merkezi ofisi ve devam eden projeleriyle faaliyetlerini sürdüren şirket, Bulgaristan'da Kasım 2026 tarihinde başlaması planlanan operasyonlar için hazırlıklarını sürdürüyor. Ukrayna'daki mevcut taahhütler korunurken, enerji altyapısı ile sanayi tesislerinin yenilenme ihtiyaçları da yakından izleniyor.
Almanya, Polonya, Hollanda, Macaristan ve Sırbistan ise şirketin yakından takip ettiği diğer öncelikli pazarlar arasında yer alıyor. Üç kıtada toplam 6.832 MW rüzgar enerjisi üretim projesinde tecrübe kazanan şirket; liman lojistiği, ağır taşıma, kaldırma ve montaj entegrasyonuyla Avrupa'da kalıcı bir yerel operasyon yapısı kurmayı amaçlıyor.
Suriye'nin Yeniden Yapılandırılması ve Altyapı Potansiyeli
Şirketin radarındaki bir diğer stratejik coğrafya ise Suriye olarak öne çıkıyor. Ülkenin savaş sonrasındaki yeniden yapılanma süreci, enerji ve altyapı alanlarında büyük bir potansiyel barındırıyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Abdullah Altunkum, Dünya Bankası verilerine dayanarak Suriye'nin fiziki yeniden inşa maliyetinin yaklaşık 216 milyar dolar olduğunu, bunun 82 milyar dolarlık kısmının doğrudan altyapıdan oluştuğunu vurguladı. Ayrıca 2025 yılında ilan edilen ve Türk şirketlerinin de rol aldığı toplam 5 bin MW kapasiteli 7 milyar dolarlık enerji yatırım anlaşması bölgedeki ihtiyacın ölçeğini açıkça ortaya koyuyor.
Kara Taşımacılığından Deniz Operasyonlarına Geçiş
Şirketin büyüme planında denizcilik sektörü de önemli bir sütun oluşturuyor. 2025 yılında hayata geçirilen mavna yatırımları sayesinde Ocak 2026 döneminden bu yana Körfez bölgesindeki petrol ve doğal gaz projelerine aktif lojistik destek sağlanıyor.
Filosunu daha da genişletmeyi planlayan şirket; 2 barge, 2 römorkör ve 1 ikmal gemisi yatırımıyla offshore ve marine iş kolunu büyütmeyi hedefliyor. Bu stratejiyle ilgili olarak Abdullah Altunkum şu ifadeleri kullandı:
"Ağır kaldırma ve yük mühendisliği kabiliyetlerimizi kıyıdan denize yükleme, deniz taşıması ve montaj desteğiyle birleştirerek müşterilerimize aynı projenin kara ve deniz aşamalarında tek elden hizmet sunmayı amaçlıyoruz."
Küresel Sıralamalar ve Küresel Vizyon
Avrupa ve Orta Doğu haricinde ABD ile Asya-Pasifik pazarlarını da uzun vadeli hedefleri arasına alan şirket, uluslararası arenada güçlü bir konumda bulunuyor. Türkiye, Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya olmak üzere toplam 14 ülkede 142 aktif projede görev alıyor.
Küresel endekslerdeki başarılarıyla dikkat çeken şirket, IC100 2026 listesinde dünyanın en büyük vinç şirketleri arasında 25'inci sırada, IC T50 2026 sıralamasında ise en büyük ağır nakliye şirketleri arasında 14'üncü sırada yer alıyor. Her iki kategoride de Türkiye liderliğini sürdüren marka, Avrupa'da IC100 listesinde 6'ncı, IC T50 listesinde ise 4'üncü sırada bulunuyor.

