Küresel piyasalar 2026 yılının ikinci yarısına girerken büyümenin sürmesine rağmen enflasyon düşüşünün hız kaybetmesi ve enerji fiyatlarını tetikleyen jeopolitik risklerle karşı karşıya kalıyor. Türkiye'de dezenflasyon sürecinin seyri aylık fiyat hareketleri ile beklentilere bağlılığını sürdürürken, para politikasındaki sıkı duruşun korunması öngörülüyor.
Ekonomist Dergisi'nin 19 - 29 Ağustos 2026 tarihli sayısında yer alan habere göre, piyasa uzmanları 2 Ocak-11 Ağustos dönemindeki getiri performanslarını analiz ederek yatırımcılara yeni varlık dağılım önerilerinde bulundu.
Piyasa Düşüşlerinde Hangi Fonlar Fırsat Sunuyor?
Yılın ilk yarısında risksiz getiri arayanlar için Para Piyasası Fonları (PPF) ilk sırada yer buldu. Piyasadaki geri çekilmelerde arbitraj fonlarının ön plana çıktığını aktaran Hedef Portföy Araştırma Müdür Yardımcısı Dr. Vahap Taştan, yaşanan düşüşlerin belirli temalara odaklanan fonlar açısından alım fırsatları yarattığını savundu.
Iskontolu ve kârlılığını muhafaza eden düşük borçlu şirket fonlarına ilginin süreceğini vurgulayan Dr. Vahap Taştan, değerli madenlerin de öne çıkabileceğine işaret etti.
"Önümüzdeki dönemde hisse fonlarına ve değerli metal taşıyan, altın ve gümüş bulunduran fonlara talep kademeli olarak artabilir."
BIST İçin Olası Katalizörler Ve Jeopolitik Riskler
Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki kırılgan sürece değinen Pusula Portföy Genel Müdürü Dr. Ayşe Seher Aydın, kasım ayındaki ara seçimler öncesinde tarafların mutabakata varmasını beklediklerini ifade etti.
Brent petrolün 70-75 dolar bandına oturmasıyla yüzde 40 seviyesine çıkan ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin kademeli gevşetileceğini öngören Dr. Ayşe Seher Aydın, yıl sonuna kadar en az bir faiz indirimi beklendiğini dile getirdi.
Gelişmekte olan ülkelere kıyasla iskontolu seyreden Borsa İstanbul için MSCI sınıflandırmasının kasımda korunmasının yabancı alımlarını tetikleyeceğini kaydeden Dr. Ayşe Seher Aydın, model portföy önerilerini paylaştı.
"Seviyeleri ve katalizörleri dikkate aldığımızda ise ağırlığı kademeli artırılacak şekilde portföylerin yüzde 25-30’u hisse, yüzde 15-20’si altın ve kıymetli maden fonlarında, yüzde 15-20’si ise dalgalı dönemlerde risk-getiri dengesini korumak adına değişken fonlarda tutulabilir."
Aydın, cazip reel getiriler nedeniyle portföylerin yüzde 35-40'lık kısmının PPF ve kısa vadeli borçlanma araçlarında değerlendirilebileceğini sözlerine ekledi.
Dengeli Portföy Stratejileri Ve Katılım Esaslı Alternatifler
Dalgalı piyasalarda dengeli dağılımın önemine dikkat çeken Tera Portföy Portföy Yönetimi Grup Direktörü Gökhan Bilen, nitelikli yatırımcılara hitap eden serbest fonların ön planda kalacağını ifade etti.
Enflasyona karşı koruma arayanlara PPF öneren Gökhan Bilen, faiz hassasiyeti olanlar için katılım esaslı PPF'lerin, hisse seçiminde öne çıkan yoğun fonlarla desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Farklı Risk Grupları İçin Değişken Fon Önerileri
Emaa Blue Portföy Kıdemli Portföy Yöneticisi Selin Yıldırım, ideal dağılımın yüzde 50 PPF, yüzde 30 yerli-yabancı hisse, yüzde 10 borçlanma araçları ve yüzde 10 kıymetli maden fonlarından oluşabileceğini kaydetti.
Yılbaşından bu yana yaklaşık 15 milyar TL giriş yaşanan dengeli değişken fonların önemine vurgu yapan Selin Yıldırım, yatırımcı profil pazarlamasına değindi.
"Risk iştahı düşük ancak portföyünde yaklaşık yüzde 20 hisse bulundurmak isteyen yatırımcılar için dengeli değişken fonlar uygun bir alternatif olabilir. Hisse ağırlığını yüzde 50’nin üzerine çıkarmak isteyen ve daha yüksek risk alabilen yatırımcılar ise agresif değişken fonları tercih edebilir."
Likidite Esnekliği Ve Faiz Döngüsü Fırsatları
Mevcut dönemin sadece nakitte kalmak veya tamamen risk almak arasında bir seçim olmadığını belirten Neo Portföy Kurumsal Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Nalbantoğlu, likidite esnekliğini koruyarak dezenflasyon sürecindeki fırsatlara hazırlanmak gerektiğini savundu.
Çiğdem Nalbantoğlu, fon kategorilerine ilişkin bütünsel yaklaşımını açıkladı.
"PPF ‘portföyün bekleme alanı’, borçlanma araçları fonları ‘faiz döngüsü fırsatı’, hisse fonları ‘uzun vadeli büyüme bileşeni’, altın ve kıymetli maden fonları ‘risk dengeleyicisi’ olarak birlikte düşünülmeli."
Fon Türlerine Göre Gelecek Beklentileri
Politika faizinde indirimler belirginleştikçe PPF getirilerinin geri çekileceğini vurgulayan Çiğdem Nalbantoğlu, buna karşın orta ve uzun vadeli tahvil fonlarının fiyat kazancı potansiyelinin artacağını ifade etti.
Hisse senedi tarafında seçici yerli hisse fonlarının öne çıkacağını belirten Nalbantoğlu, yapay zekâ odaklı yabancı fonlarda ise yüksek değerlemeler nedeniyle coğrafi ve sektörel çeşitlendirmenin şart olduğunu kaydetti.
Uzmanlar, altın ve kıymetli madenlerin jeopolitik risklere karşı dengeleyici rolünü koruduğunu, çoklu varlık yönetiminde ise esnek yapıları nedeniyle değişken fonların ve fon sepeti fonlarının ön planda kalmaya devam edeceğini vurguluyor.

