PİYASALAR:
18-ayar-altin4.908,25—14-ayar-altin3.832,47—gram-has-altin6.693,16▼Bulgar Levası28,63▼Dolar48,86▲Cumhuriyet Altını45.213,00▼Ons Altın4.282,59▼Gümüş100,81▼Euro55,77▲Sterlin64,87▲İsviçre Frangı59,33▲Gram Altın6.726,80▼Çeyrek Altın10.993,13—Yarım Altın21.986,26—Tam Altın43.838,04—Ata Altın45.451,71—Kuveyt Dinarı158,32▲AZN28,74▲BIST 10010.000,00—Gram Altın3.250,00—18-ayar-altin4.908,25—14-ayar-altin3.832,47—gram-has-altin6.693,16▼Bulgar Levası28,63▼Dolar48,86▲Cumhuriyet Altını45.213,00▼Ons Altın4.282,59▼Gümüş100,81▼Euro55,77▲Sterlin64,87▲İsviçre Frangı59,33▲Gram Altın6.726,80▼Çeyrek Altın10.993,13—Yarım Altın21.986,26—Tam Altın43.838,04—Ata Altın45.451,71—Kuveyt Dinarı158,32▲AZN28,74▲BIST 10010.000,00—Gram Altın3.250,00—
Reklam

Çağın Büyüyen Salgını: Prof. Dr. Veysel Bozkurt Habertürk'te Yalnızlığın Anatomisini Çıkardı

Habertürk HT Stüdyo'ya konuk olan Sosyolog Prof. Dr. Veysel Bozkurt, %30'a ulaşan yalnızlık krizinin gençler, yaşlılar ve teknoloji üzerindeki etkilerini anlattı.

Okan AVŞAR
Yayınlanma
Güncelleme
4 DkOkuma Süresi
Çağın Büyüyen Salgını: Prof. Dr. Veysel Bozkurt Habertürk'te Yalnızlığın Anatomisini Çıkardı

İnsanlığın varoluşundan bu yana hissettiği en sarsıcı duygulardan biri olan yalnızlık, günümüzde HT Stüdyo ekranlarında detaylı şekilde masaya yatırıldı. Toplumsal krizleri derinlemesine inceleyen Sosyolog Prof. Dr. Veysel Bozkurt, Türkiye'de yalnızlık çekenlerin oranının yüzde 30 seviyelerine ulaştığını ve bu durumun devletlerin stratejik olarak mücadele etmesi gereken büyük bir halk sağlığı problemine dönüştüğünü vurguladı.

Sanattan Sosyolojiye Yalnızlığın Tarihsel Dönüşümü

İlkel çağlarda mağara duvarlarına kazınan tekil insan figürleriyle başlayan bu varoluşsal sancı, yakın tarihimizde Zeki Müren'in şarkılarındaki feryada dönüşürken, sinema dünyasında Martin Scorsese'nin kült eseri Taksi Şoförü'nde Travis Bickle karakteriyle beden buldu. Benzer bir şekilde Edward Hopper imzalı Gece Kuşları tablosundaki mesafeli insanlar ya da Auguste Rodin'in Düşünen Adam heykelinin ağırbaşlı sessizliği, izolasyonun sanattaki en güçlü yansımaları olarak karşımıza çıkıyor.

Günümüzde ise bu kadim his, yerini sahte kalabalıklar içindeki devasa bir kopuşa bıraktı. Polonyalı düşünür Zygmunt Bauman tarafından "akışkan modernite" şeklinde tanımlanan yeni çağda, yüzeysel ilişkiler derin bağların yerini alıyor. Özellikle sosyal medyanın yarattığı kusursuz vitrinler, kişileri kendi eksiklikleriyle yüzleşmeye iterek ağır bir psikolojik tahribata zemin hazırlıyor.

Pandemi Süreci ve Araştırma Verilerinin Söyledikleri

Küresel salgın döneminde çok kapsamlı çalışmalar yürüttüğünü belirten Bozkurt, kısıtlamaların henüz ikinci haftasında internet üzerinden 5.500 kişinin katıldığı devasa bir anket gerçekleştirdiğini aktardı. Araştırma sonuçlarına göre, evde geçirilen sürenin uzaması bilhassa kadınların iş yükünü artırırken, tek ebeveynli ailelerde ciddi maddi ve manevi zorluklar yaşandı.

"Güçlü ve varlıklı insanların etrafında pervaneler gibi dönen bir çevre varken, güçsüz insanların yanında pek kimse olmaz."

Maddi yetersizlikler ile izolasyon arasında doğrusal bir bağ bulunduğunu ifade eden deneyimli sosyolog, birikimi bulunmayan müzisyenlerin ve dar gelirlilerin kriz sürecini çok daha ağır atlattığına dikkat çekti.

Evden Çalışma Modeli ve Sosyal Bağların Çözülmesi

İş yerlerinin yalnızca bir üretim alanı değil, aynı zamanda mühim bir sosyalleşme platformu olduğu gerçeği, uzaktan çalışma pratiğiyle birlikte yeniden tartışmaya açıldı. Hibrit çalışma sistemlerinin uygun ev ortamına sahip bireylerde verimi artırdığı görülse de, genel tabloda evden çalışmanın yalnızlık hissini tetiklediğine dair güçlü istatistiksel bulgular mevcut.

Bununla birlikte, ofis ortamından kopan bireyler sosyalleşme ihtiyaçlarını alt kattaki kafede vakit geçirerek ya da mahallelerindeki kilise veya cami gibi dini mekanlara giderek farklı yollardan gidermeye çalışıyorlar.

Gençler, Rekabet Kültürü ve Sosyal Medya Çıkmazı

Yeni nesli kendi kabuğuna çekilmeye zorlayan en büyük etkenlerin başında, kapitalist sistemin dayattığı acımasız rekabet ortamı ve karşılanması güç yüksek beklentiler geliyor. Üst kademelere çıkmak için etraftaki herkesi rakip olarak gören çalışanlar, empati yeteneklerini yitirerek toplumdan soyutlanıyorlar.

Ekran başında geçirilen süre uzadıkça izolasyon duygusunun arttığını belirten Bozkurt, sosyal medyanın deniz suyu içmeye benzediğini, içtikçe susuzluğu artırdığını kaydediyor. İnsanların günde yarım saatlik kısıtlı kullanım sınırında kaldıklarında mutluluk seviyelerinin yükseldiği gözlemlense de, sürekli bir mukayese hali yalnızlık duygusunu tehlikeli boyutlara ulaştırıyor.

Türkiye'nin Yalnızlık Demografisi ve Devlet Müdahaleleri

Yalnızlığın sadece psikolojik değil, aynı zamanda ciddi bir fizyolojik tehdit olduğu biliniyor; izolasyon yaşayanların bağışıklık sistemleri zayıflıyor ve ortalama yaşam süreleri kısalıyor. Ülkemiz özelinde incelendiğinde, yalnızların üçte birinden fazlasını ileri yaştaki vatandaşlar, bilhassa ortalama ömrü erkeklerden 5-6 yıl daha uzun olan dul kadınlar oluşturuyor.

Yoksullukla iç içe geçen genç yalnızlığı da hızla büyürken, Anglo-Sakson ülkelerindeki (özellikle İngiltere, ABD ve Avustralya) aşırı bireyciliğin aksine Türk ve Orta Asya kültürlerinde dayanışma ruhu hâlâ direniyor. Ancak artan sağlık harcamaları nedeniyle devletler bu krize el atmak zorunda kaldı; İngiltere'nin 10 yıl önce kurduğu Yalnızlık Bakanlığı gibi inisiyatiflerin bir benzeri, Türkiye'de de Aile Bakanlığı aracılığıyla gündeme alınmış durumda.

Yapay Zeka Dostluğu: Çözüm mü, Yeni Bir Uçurum mu?

Son dönemin en popüler tartışma konularından olan ChatGPT ve Claude gibi üretken yapay zeka araçları, yalnızlık salgınının yeni aktörleri olarak teknoloji sahnesine çıkıyor. Bu asistanların gerçek insan etkileşiminin yerini alması durumunda, mevcut toplumsal izolasyonu çok daha derinleştirme potansiyeli taşıdığı yönünde ciddi uyarılar yapılıyor.

"Eğer gelecekte yapay zeka modelleri de kullanıcıyı sürekli konuşmaya teşvik edecek, duygusal bağ kurmasını amaçlayacak ve ekranda tutmayı önceleyecek biçimde eğitilirse, yalnızlaştırıcı etkileri daha da artabilir."

Sosyal çevre edinmekte zorlanan depresif kişiler için bu dijital araçlar anlık bir rahatlama sağlasa da, sistemlerin kullanıcıyı algoritmalarla ekrana bağlama mantığı uzun vadeli bir bağımlılık riski taşıyor. Uzmanlar, teknolojinin insan bağlarını ortadan kaldıran bir ikame değil, sadece destekleyici bir asistan olarak konumlandırılması gerektiği konusunda birleşiyor.

Haberin EditörüEditör

İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu olan Okan AVŞAR, küresel teknoloji trendleri ve dijital ekonomi alanında uzmanlaşmış kıdemli bir haber editörüdür. Karmaşık dijital gelişmeleri, veri odaklı analizler ve tarafsız bir habercilik süzgecinden geçirerek okuyucuya aktaran AVŞAR, yayıncılık etiği ve doğruluk ilkeleri konusunda yüksek standartlara sahip profesyonel bir içerik üreticisidir.

Reklam