Ajans kaynaklarından derlenen bilgilere göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, küresel krizlerin gölgesinde toplanan Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'nda dünya siyasetini şekillendirecek kritik uyarılarda bulundu. Salondaki liderlere hitap eden Cumhurbaşkanı, bilhassa Ortadoğu'daki sivil kayıplara, uluslararası kurumların eylemsizliğine ve adil bir küresel düzen ihtiyacına sert sözlerle dikkat çekti.
Filistin'in Temsili ve Gazze'deki Tablo
Tanınmış bir devlet olmasına karşın Filistin Devleti lideri Mahmud Abbas'ın art arda iki yıl bu platformda yer bulamamasının vicdani bir sorun olduğu vurgulandı. Filistin davasının her mecrada sonuna dek savunulacağı aktarılırken, henüz bu devleti resmi olarak kabul etmeyen başkentlere kararlarını vakit kaybetmeden değiştirme çağrısı yapıldı.
Bölgedeki trajedinin güncel boyutlarına değinilerek, İsrail operasyonları sonucunda büyük bölümü kadın ile çocuklardan oluşan yaklaşık 74 bin kişinin yaşamını yitirdiği hatırlatıldı.
"Gazze, bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değildir. Aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip yerdir."
UNRWA Tehdidi ve Güvenlik Konseyi Reformu
Bölgede saldırıların yavaşladığı anlarda dahi can kayıplarının sürdüğünü ifade eden Erdoğan, özellikle Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşimci terörünün tehlikeli boyutlara ulaştığını kaydetti. Kudüs'teki dini mekanlara erişimin zorlaştırıldığı ve mültecilere hayati yardım sağlayan UNRWA'nın kasten tasfiye edilmek istendiği belirtildi.
Filistin direnişinin ateşkesin ikinci aşamasına rıza göstermesine rağmen İsrail hükümetinin işgal politikasındaki ısrarı eleştirildi. Bu adaletsiz tablonun kaynağında BM Güvenlik Konseyi'nin arızalı yapısının yattığı, 190'dan fazla ülkenin kaderinin sadece 5 daimi üyenin inisiyatifine bırakılamayacağı ifade edildi.
Suriye'deki Dönüşüm ve Kıbrıs Mesajı
Gazze'de tahribatın silinmesi için acil imar planlarına başlanması gerektiği aktarılarak, 1967 sınırları zemininde başkenti Doğu Kudüs olan özgür bir Filistin inancı paylaşıldı. Öte yandan Suriye'de tarihi 8 Aralık Devrimi sonrasında başlayan yeni sürece değinilerek, Türkiye'nin kardeş Suriye halkına destek vermeye devam edeceği; Irak'ta da merkezi otoritenin güçlendirilmesine katkı sunulacağı bildirildi.
Doğu Akdeniz ile Ege sularındaki anlaşmazlıkların evrensel hukuk ve komşuluk hukuku ile çözülmesi gerekliliği yinelendi. Kıbrıs Türk halkının uluslararası platformda eşit statüye kavuşması gerektiği belirtilerek, uluslararası topluma KKTC'yi resmen tanıma davetinde bulunuldu.
Avrupa'nın Güvenlik Mimarisi
Son olarak Türkiye'nin artan savunma sanayisi yetenekleri ve güçlü ekonomik yapısıyla bölgesel bir istikrar adası olduğuna işaret edildi. Avrupa coğrafyasının huzuru ve ekonomik refahında Ankara'nın hayati bir rol üstlendiği, Türkiye'nin dışlandığı bir Avrupa güvenlik mimarisinin güçlü ve ayakta kalabilir bir proje olamayacağı mesajıyla bölgesel stratejilerin güncel çerçevesi çizildi.

