PİYASALAR:
18-ayar-altin5.016,2014-ayar-altin3.916,76gram-has-altin7.049,99Bulgar Levası28,87Dolar48,07Cumhuriyet Altını46.087,00Ons Altın4.585,02Gümüş107,96Euro56,32Sterlin65,74İsviçre Frangı60,14Gram Altın7.085,42Çeyrek Altın11.234,92Yarım Altın22.469,83Tam Altın44.802,23Ata Altın46.451,39Kuveyt Dinarı156,19AZN28,28BIST 10010.000,00Gram Altın3.250,0018-ayar-altin5.016,2014-ayar-altin3.916,76gram-has-altin7.049,99Bulgar Levası28,87Dolar48,07Cumhuriyet Altını46.087,00Ons Altın4.585,02Gümüş107,96Euro56,32Sterlin65,74İsviçre Frangı60,14Gram Altın7.085,42Çeyrek Altın11.234,92Yarım Altın22.469,83Tam Altın44.802,23Ata Altın46.451,39Kuveyt Dinarı156,19AZN28,28BIST 10010.000,00Gram Altın3.250,00

MHP lideri Bahçeli: İsrail’e yönelik yaptırım ve “etkisizleştirme” çağrısı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İsrail’in Suriye’ye saldırılarını yazılı açıklamayla ele alıp uluslararası hukuk çerçevesinde adım istedi.

Emre Aladağ
Yayınlanma
Güncelleme
8 DkOkuma Süresi
MHP lideri Bahçeli: İsrail’e yönelik yaptırım ve “etkisizleştirme” çağrısı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İsrail’e dair gelişmelerin Türkiye’nin güvenlik gündeminde belirleyici bir yere oturduğunu vurguladı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırıları ve bölgedeki gelişmelere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bahçeli, saldırgan politikalar karşısında İsrail’in uluslararası hukuk çerçevesinde etkisizleştirilmesinin ertelenemez bir zorunluluk olduğunu belirtti.

Bahçeli’ye göre 18 Ağustos 2026 tarihinde İdlib kırsalında yer alan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne, Suriye’nin altyapısı ve yeteneklerini hedef alan; toprak bütünlüğü ve birliğini ihlal eden bir saldırı gerçekleştirildi. Bahçeli, İsrail’in bu tavrını devletlerin egemenlik haklarına, toprak bütünlüğüne ve uluslararası hukuka aykırı “küstah” bir yaklaşım olarak nitelendirdi.

Bahçeli, İsrail’in Türkiye karşıtlığını tırmandırdığını, uluslararası desteğini ve meşruiyetini giderek kaybettiğini savunarak Türkiye’yi kışkırtmaktan ve millî güvenlik alanlarına dolaylı ya da doğrudan müdahale anlamına gelebilecek teşebbüslerden vazgeçilmesi çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca Türkiye’nin çatışma arayan bir ülke olmadığı, kendisine yönelen tehditleri görmezden gelmeyeceği ve egemenlik haklarının ihlal edilmesine seyirci kalmayacağı vurgulandı.

Bahçeli: İsrail’in hamleleri ve Türkiye’yi dışlamaya dönük arayışlar yakından izleniyor

Bahçeli, İsrail’in Suriye sahasında Türkiye’nin güvenlik çıkarlarıyla kesişen hamlelerini, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dışlamaya dönük arayışlarını ve bölgesel parçalanmayı teşvik eden yaklaşımları yakından takip ettiklerini ifade etti. Bahçeli’ye göre İsrail’in, Türkiye’nin barış ve istikrar üretme kapasitesini kendisine yönelik bir tehdit gibi algılaması vahim bir stratejik hatadır.

Bahçeli, Türkiye’nin hedefinin İsrail dahil hiçbir ülkeyle savaşmak olmadığını söyledi. Açıklamada, İsrail’in Türkiye’nin barış iradesini zafiyet, itidalini acziyet ya da diplomasiyi önceleyen yaklaşımını caydırıcılıktan yoksunluk olarak yorumlama hatasına düşmemesi gerektiği belirtildi.

Bahçeli’den “terörsüz Türkiye” ve insani öncelik vurgusu

Bahçeli, Terörsüz Türkiye hedefiyle iç cephesini tahkim ederken komşularının istikrarını güvenliğin ayrılmaz bir parçası saydıklarını belirtti. Açıklamada, diplomasi, arabuluculuk, ekonomik iş birliği, insani yardım ve bölgesel sahiplenme üzerinden barış üretmeye çalışıldığı ifade edildi.

Bahçeli, İsrail yönetiminin Gazze’den Lübnan’a, Suriye’den İran’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada kriz, çatışma ve insani yıkımla anıldığını söyledi. Açıklamada, Terörsüz Türkiye’de alınan mesafe ve terörsüz bölge yolunda yaşanan olumlu gelişmelerin kaos ve çatışma ikliminden beslenen İsrail’in dengelerini sarsarak oyunlarını bozduğu kaydedildi.

Bahçeli, İsrail’in izlediği saldırgan ve yayılmacı siyasetlerin bütün bölgenin geleceğini tehdit eden başlıca güvenlik sorunlarından biri haline geldiğini savundu.

Bahçeli: Netanyahu’nun söylemleri ve işgal politikaları bölgesel barış için soru işareti

Bahçeli, Orta Doğu’da yaşanan gelişmeleri insan hakları ihlallerinin zirve yaptığı ve uluslararası hukukun giderek daha fazla aşındığı bir sürece karşılık olarak değerlendirdi. Açıklamada, siyonist yayılmacılığın endişeleri artırdığı ifade edildi.

Bahçeli’ye göre İsrail hükümetinin işgal politikalarını genişleten teolojik sapkınlığı, sivilleri hedef alan hukuka aykırı askeri operasyonları ve Türkiye’ye dönük tehditkâr açıklamaları bölgesel barış ve güvenlik açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor. Açıklamada ayrıca Netanyahu’nun dini kimliği ve Yahudiliği siyasi hedefler doğrultusunda araçsallaştıran söylemlerinin, dinin evrensel ahlaki değerleri ve Yahudi toplumunun tamamına mal edilemeyecek bir risk oluşturduğu belirtildi.

Bahçeli, İsrail’in mevcut yönetim eliyle yalnızca bölge için değil bütün insanlık için tehdit kaynağı haline geldiğini ifade ederek saldırganlıklardan vazgeçilmesi ve hukuk zeminine çekilmesinin zorunlu hale geldiğini söyledi.

Bahçeli: Türkiye’nin İsrail’e karşı tutumu savaş değil egemenlik ve uluslararası hukuk

Bahçeli, komşularıyla iyi ilişkiler geliştiren, diplomasiyi etkin şekilde kullanan ve bölgesinde barış ile istikrar kaynağı haline gelen Türkiye’nin İsrail’in ortaya çıkardığı tablo karşısındaki tutumunun açık olduğunu belirtti. Bahçeli’ye göre Türkiye, savaşın değil barışın, işgalin değil egemenliğin, parçalanmanın değil toprak bütünlüğünün, hukuksuzluğun değil uluslararası hukukun tarafında yer alıyor.

Açıklamada, Türkiye’nin akılcı ve insani dış politikasının esasının barış, kardeşlik ve adalet zemininde bölgede huzur ve istikrarı kalıcı kılmak olduğu kaydedildi. Bahçeli ayrıca Türkiye’nin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korurken komşuların egemenlik ve güvenliğine saygı gösteren bir “huzur kuşağı” oluşturmayı hedeflediğini ifade etti.

Bahçeli, Türkiye’nin güçlenmesinden, terörden arınmasından, komşularıyla normalleşmesinden ve bölgede istikrar üretmesinden rahatsız olan hiçbir hesabın başarı şansı olmayacağını söyledi.

Bahçeli: Suriye sahasının genişleyen müdahale alanına dönüştürülmesi güvenliği sağlamaz

Bahçeli, İsrail’in Suriye sahasını sürekli genişleyen bir askerî müdahale alanına dönüştürmesinin bölgesel güvenliği sağlamayacağını; aksine İsrail’in çevresindeki istikrarsızlık ve husumet çemberini genişleteceğini belirtti. Bahçeli, İsrail’in Suriye üzerinden Türkiye’nin güvenlik hassasiyetlerini sınamaktan ve yeni gerilimlere sürükleyecek provokatif adımlar atmaya dönmekten vazgeçmesi gerektiğini ifade etti.

Açıklamada, Suriye’nin etnik, dinî veya mezhepsel fay hatları üzerinden parçalanmasını hedefleyen girişimlerin Suriye ile birlikte bütün bölgeye istikrarsızlık getireceği kaydedildi. Bahçeli, Suriye topraklarında kalıcı işgal alanları oluşturulmasının, fiilî sınırların değiştirilmesi, tampon bölgelerin genişletilmesi veya herhangi bir etnik ve mezhebî unsurun jeopolitik amaçlarla araçsallaştırılmasının Türkiye açısından kabul edilemez olduğunu söyledi.

Bahçeli, Suriye’de güçlü, egemen, bütünlüğünü koruyan ve kendi vatandaşlarıyla sağlam bir hukuk ilişkisi kuran bir devlet yapısının tüm bölge ülkelerinin hayrına olacağını vurguladı.

Bahçeli: Yaptırım ve diplomatik çerçeve yerine hukuk temelli ve çok taraflı yol haritası

Bahçeli, Netanyahu yönetiminin tasfiyesinin önem taşıdığını ancak İsrail’de yeni Netanyahular yaratacak yapısal ve politik iklimin ortadan kaldırılmasının esas olması gerektiğini belirtti. Açıklamada, yumuşak ve sert güç unsurlarının akıllı güce dönüştürülmesi ve uluslararası örgütler ile diğer devletlerin insanlık düşmanı politikaların kalıcı biçimde ortadan kaldırılması için çaba harcaması gerektiği ifade edildi.

Bahçeli, bu kapsamda uluslararası yaptırım sürecinin başlatılmasını; başta silah olmak üzere insani ihtiyaçlar dışında ekonomik yaptırım kararlarının hayata geçirilmesini; İsrail’in BM üyeliğinin askıya alınmasını; teolojik sapkınlıkların devlet kurumsallığından temizlenmesi için dünya Museviliğinin görev üstlenmesini; barış yanlısı sivil toplum kuruluşlarının desteklenmesini ve güçlendirilmesini savundu. Açıklamada ayrıca dünya Yahudiliği ve diasporasıyla birlikte siyasî, ticarî ve dinî grupların göreve çağrılmasının bölgesel barış için önemli bir işlev görebileceği belirtildi.

Bahçeli, başta ABD olmak üzere büyük güçlerin İsrail’e koşulsuz desteğinin son bulması gerektiğini; Netanyahu haydutluğuna karşı uluslararası siyasette ortak bir dil ve söylem inşa edilmesi gerektiğini söyledi.

Bahçeli’nin 18 maddelik karşılığı: “Mekke Anlaşması”ndan “İslam Barış Gücü”ne uzanan öneriler

Bahçeli, yaklaşımına göre uluslararası yaptırımların ve diplomatik çağrıların tek başına kalıcı sonuç üretmediğini belirterek çok taraflı, hukuk temelli ve denetim mekanizmalarını içeren bir plan önerdi. Açıklamada ilk olarak Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye ortaklığında imzalanan “Mekke Anlaşması” ile üye ülkelerin egemenlik haklarının korunarak ortak coğrafyada yeni bir güvenlik mimarisi oluşturulmasının mümkün olabileceği savunuldu. Bahçeli, girişimin üye sayısının artırılması suretiyle “Kudüs Paktı” önerisiyle ulaşılmak istenen İslam ülkelerinin ortak güvenlik ve savunma inisiyatifini kazanmayı hedeflediğini belirtti. Açıklamada, İsrail saldırganlığının hedefi olan bütün ülkeleri ve bölgeleri kapsayan bir savunma iş birliğiyle “İslam Barış Gücüne” dönüştürülmesi gerektiği ifade edildi.

Bahçeli, ikinci adım olarak üye ülkelerle birlikte daha önce önerdiği Dünya Barış Konseyinden mülhem geçici bir ABD, Rusya, Çin ve AB’den oluşan Ortadoğu Barış Koalisyonu/Konseyi oluşturulmasını ve süratle bölgede istikrar sağlanmasının hedeflenmesini istedi. Açıklamada üçüncü olarak Orta Doğu’daki krizlerin geçici ateşkes girişimleriyle çözülemeyecek kadar derin ve çok boyutlu olduğu, bu nedenle sürekliliği olan bir diyalog mekanizması kurulması gerektiği aktarıldı.

Bahçeli, Türkiye’nin girişimiyle Birleşmiş Milletler himayesinde ve Ortadoğu Barış Koalisyonu/konseyiyle dirsek temasında olan Ortadoğu Güvenlik ve Barış Konferansı’nın toplanmasını; Filistin’de iki devletli kalıcı barışın tesis edilmesi ve Ortadoğu’nun barış ile istikrar iklimine kavuşması için yol haritası belirlenmesini önerdi. Açıklamada dördüncü olarak Türkiye tarafından bölgesel güvenlik anlayışına yön veren ilkelerin ortaya konduğu, barış ve huzur iklimini merkeze alan “Ankara Deklarasyonu” ilan edilmesi gerektiği belirtildi.

Bahçeli, ayrıca Türkiye’nin İsrail’den kendisine yönelik olası hasmane saldırıya karşı asla tepkisiz kalmayacağını ve doğabilecek sonuçlardan Türkiye’nin sorumlu tutulmaması gerektiğini ifade etmesi gerektiğini söyledi. Açıklamada, dünya Yahudiliğine zor zamanlarında kucak açmış bir millet olarak İsrail yönetiminin bir katilin eline kalmasından duyulan üzüntü ve endişenin de vurgulanması gerektiği kaydedildi.

Bahçeli: Ateşkes için Uluslararası Ateşkes Gözlem Misyonu; arabuluculuk için Temas Grubu

Bahçeli, geçmiş çatışma tecrübelerine atıf yaparak uluslararası denetim mekanizması bulunmayan ateşkeslerin uzun ömürlü olamadığını savundu. Açıklamada, Birleşmiş Milletler çatısı altında tarafsız bir “Uluslararası Ateşkes Gözlem Misyonu” oluşturulması gerektiği belirtildi. Bahçeli’ye göre bu misyon ateşkes ihlallerini kayıt altına alacak, insani yardım koridorlarının güvenliğini denetleyecek ve sivillerin korunmasına ilişkin gelişmeleri düzenli olarak raporlayacak; uluslararası kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirecekti.

Bahçeli, münferit devletlerin girişimleriyle yürütülen arabuluculuk faaliyetleri yerine kurumsallaşmış ve çok taraflı bir yapının diplomatik girişimlerin sürekliliğini sağlayacağını vurguladı. Açıklamada bu doğrultuda “Uluslararası Arabuluculuk Temas Grubu” kurulması gerektiği ifade edildi.

Bahçeli: “Kademeli Diplomatik Baskı ve Teşvik Mekanizması” ve “Barış için İsrail’in Çevrelenmesi”

Bahçeli, yaptırımların veya yalnızca diplomatik çağrıların tek başına kalıcı sonuç üretmediği dikkate alınarak “Kademeli Diplomatik Baskı ve Teşvik Mekanizması” oluşturulmasını önerdi. Açıklamada, “Barış için İsrail’in Çevrelenmesi” politikasının uygulanması, başta bölge ülkeleri olmak üzere İsrail üzerinde siyasi ve ekonomik baskıların artırılması ve askeri caydırıcılık mekanizmasının etkinleştirilmesi gerektiği savunuldu.

Bahçeli, bunun yanında ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, yayılmacılığın ve yerleşim faaliyetlerinin durdurulması, müzakere sürecine geri dönülmesi ve uluslararası hukuka uyum sağlanması durumunda diplomatik ve ekonomik teşvik mekanizmalarının devreye gireceğini söyledi. Bahçeli’ye göre bu çerçeve, İsrail’in bölgede ve uluslararası kamuoyunda yalnızlaşması ve İsrail’deki politik iklimin değişmesi açısından önem taşıyor.

Bahçeli, kalıcı çözümün İsrail’in hukuk dışı ve saldırgan politikalarının etkisizleştirilmesiyle eş zamanlı olarak bölgesel barış mimarisinin güçlendirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Açıklamada Türkiye’nin, çatışmaların sona erdirilmesine ve kalıcı barış düzeninin kurulmasına öncülük eden bir aktör olması gerektiği ifade edildi.

Bahçeli, bölgede savaşların ve işgallerin yeniden üretilmemesi için hukuk, adalet, egemen eşitlik, karşılıklı güven ve ortak güvenlik ilkelerinin belirleyici olduğu yeni bir düzenin kurulmasının önemine vurgu yaptı. Açıklamada, kalıcı barışın herkes için güvenlik, herkes için adalet ve herkes için egemenlik temelinde mümkün olduğu belirtildi.

Bahçeli, İsrail’in yakın dönemde yapılan uyarıları görmezden geldiğini savunarak “Bir kez daha hatırlatalım. Türkiye egemenlik haklarına yönelik saldırılar karşısında kapı kapı dolaşacak bir aktör değildir. Türk milleti ayağa kalktığı zaman önünde durabilecek bir güç de yoktur” dedi.


Haberin EditörüYönetici

Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nden mezun olan Emre ALADAĞ, dijital medya teknolojileri ve internet gazeteciliği alanında derinlemesine uzmanlığa sahiptir. Bilgi teknolojileri ile habercilik pratiklerini profesyonelce birleştiren ALADAĞ; dijital dönüşüm, yazılım trendleri ve teknoloji dünyasındaki güncel gelişmeleri teknik bir hassasiyetle analiz etmektedir. Yayıncılık etiği ve doğruluk ilkelerinden taviz vermeyen profesyonel yaklaşımıyla, karmaşık dijital süreçleri okuyucular için anlaşılır, stratejik ve güvenilir içeriklere dönüştürmektedir.