İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Ekrem İmamoğlu hakkındaki yargılamalar sürerken Prof. Dr. Zakir Avşar, dava sürecinin mahkeme dışına taşıyan beklentilere kapı aralamaması gerektiğini vurguladı. Avşar, tanıkların dinlenmesi ve yargılamanın açık şekilde yürütülmesi taleplerinin önemine değinirken, bu tür çağrıların mahkemenin yerine geçmediğini belirtti. Yazısında, kararın hangi yöntemle ve hangi deliller üzerinden verileceğinin esas mesele olduğunu anlatan Avşar, delillerin hukuken ispatlanamaması halinde beraat kararının gündeme gelebileceğini söyledi.
Avşar’a göre yargılama süreci, Türkiye’de hukuk devleti anlayışı açısından da belirleyici bir boyuta sahip. Suçun hukuka uygun delillerle sabit olması halinde sanığın siyasi kimliği ya da toplumsal desteğinin hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmaması gerektiğini belirten Avşar, “hukukun üstünlüğü” ilkesinin siyasi beklentilere göre değil delil ve gerekçe üzerinden kurulması gerektiğini dile getirdi.
Avşar, aleniyetin önemine dikkat çekerken “aleniyet” kavramının gösteriye dönüşmemesi gerektiğini savundu. Savunma hakkının önemine de değinen Avşar, bunun siyasi kampanya niteliğine indirgenmemesi gerektiğini söyledi. Kamuoyu denetimi vurgusunun ise kamuoyunu mahkeme yerine koyan bir algıya dönüşmemesi gerektiğini belirten Avşar, meşru siyasi eleştirinin delilin yerini tutamayacağını ifade etti.
Yazısının ana ekseninde, savunulması gerekenin belirli kişi ya da siyasi taraf değil “hukuki usul” olduğu görüşü yer aldı. Avşar, peşin mahkûmiyet ya da peşin beraat beklentilerinin hukuk devletine zarar vereceğini; adaletin en yüksek sesle söylenen sözlerden değil hukuka uygun deliller, tarafsız değerlendirme ve gerekçeli karar üzerinden ortaya çıktığını aktardı. Hukuk devleti içinde adaletin ölçütlerinin ayrıştırılması üzerinden yaklaşımını gerekçelendiren Avşar, sürecin sağlıklı ilerlemesi için usul ilkesinin korunmasının kritik olduğunu vurguladı.
Avşar’ın vurguladığı ifadeler
“Bu nedenle bugün savunulması gereken belirli bir kişi veya siyasi taraf değil hukuki usuldür. Peşin mahkûmiyet de peşin beraat beklentisi de hukuk devletine zarar verir.”
Okuyucularımızın ilgisini çekebilecek ilişkili bir haberimiz de var:
“Çünkü hukuk devletinde adalet en yüksek sesle söylenen sözlerle değil hukuka uygun deliller, tarafsız değerlendirme ve gerekçeli karar üzerinden ortaya çıkar.”
“Hukukun üstünlüğü herkes için aynı ölçünün uygulanmasını gerektirir.”
Avşar, tanıkların dinlendiği bir yargılama sürecinin anlaşılmasında delil ve gerekçeye odaklanmanın tarafsız değerlendirme ihtiyacını güçlendirdiğini; yargılamanın açık yürütülmesi ve savunmanın sağlıklı yapılması gibi başlıkların usul ilkeleriyle birlikte ele alınması gerektiğini savundu. Bu çerçevede Avşar’ın mesajı, siyasi sonuç beklentilerinin hukuki değerlendirme mekanizmasının yerine konulmaması yönünde şekilleniyor.
Yazının bütününde, aleniyetin, savunma hakkının ve kamuoyu denetiminin sınırlarının korunması gerektiği görüşü öne çıkıyor. Sonuç olarak Avşar, sürecin belirli bir siyasi tarafa göre değil hukuki usule göre savunulmasını ve kararların gerekçeli şekilde ortaya konulmasını beklediğini ifade etti.


