Orta Doğu’daki gerilimin görece azalmasıyla petrol ve Türkiye tahvillerinde rahatlama sinyali
Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelere dair olumlu beklentiler finansal piyasalarda risk algısının gerilemesine zemin hazırladı. Bu tablo petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte tahvil faizleri ve Türkiye’nin ülke risk primi üzerinde etkili oldu. ABD ile İran arasındaki diplomatik temasların yeniden başlayabileceğine ilişkin beklentiler iyimserliği artırırken enerji tedarikine ilişkin endişelerin yumuşaması fiyatlama tarafında belirleyici oldu.
Ekim vadeli Brent petrol dün %3,9 azalışla 88,6 dolara gerilerken ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 7 baz puan düşüşle %4,63 seviyesine indi. Petrol fiyatlarındaki gerilemenin enflasyon endişelerini hafifletmesiyle ABD tahvil faizlerinde de düşüş yaşandı.
Orta Doğu’da jeopolitik risk algısının azalmasına ilişkin beklentiler ve yurt içindeki adımlar risk primindeki gerilemeyi destekledi. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS), Orta Doğu’da jeopolitik risklerin azalabileceği beklentileri ve yurt içindeki likidite yönetimine ilişkin atılan adımların etkisiyle 217 baz puana inerek 18 Şubat’tan bu yana 6,5 ayın en düşük seviyesine geriledi.
TCMB pazar günü durdurulan haftalık repo ihalelerine yeniden başladı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), pazar günü 1 Mart 2026’da ara verilen bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlanacağını bildirdi. Karar TCMB’nin Türk lirası likidite yönetimi çerçevesinde alındı. Orta Doğu’da 28 Şubat’ta başlayan ABD/İsrail-İran Savaşı sonrasında finansal piyasalarda artan oynaklığın ekonomik etkilerini sınırlamak ve olası piyasa dalgalanmalarını hafifletmek amacıyla TCMB mart ayında bir hafta vadeli repo ihalelerine ara vermişti. Bu süreçte bankaların likidite ihtiyacı ağırlıklı olarak %40’lık gecelik borç verme faiz oranı üzerinden karşılanıyordu.
Olağan dışı piyasa koşullarında daha sıkı ve kontrollü bir fonlama stratejisine geçildiğine işaret eden uygulama pazar günü alınan kararla sona erdi. TCMB’nin yeniden haftalık repo kanalını devreye alması, likidite yönetiminde olağan operasyonel çerçeveye dönüş sinyali olarak değerlendirildi. Söz konusu gelişmeler kapsamında Türkiye’nin 2 yıllık tahvil faizi 2 Temmuz’dan beri ilk kez %40 seviyesinin altına sarktı.
Spinn Danışmanlık: CDS düşüşünde tahvil faizleri daha belirleyici
Spinn Danışmanlık Kurucu Ortağı ve Ekonomist Özlem Derici Şengül, Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primindeki düşüşte birkaç faktörün etkili olduğunu, en doğrudan etkinin ise tahvil faizlerindeki gerilemeden kaynaklandığını söyledi.
Şengül, enflasyon beklentilerinde henüz anlamlı bir iyileşme olmadığını belirterek, ülke risk priminin bileşenleri ayrıştırıldığında kur riski ve diğer makroekonomik risklerde çok büyük bir değişiklik görülmediğini dile getirdi. Tahvil faizlerini aşağı çeken unsurların CDS’teki düşüşte daha belirleyici olduğunu belirten Şengül, TCMB’nin haftalık repo ihalelerine yeniden başlamasının da faktörlerden biri olarak değerlendirilebileceğini ancak bunun henüz fiili fonlama maliyetlerine yansımadığını kaydetti.
Şengül, “Ön plana çıkan faktör biraz daha küresel koşullar, petrol fiyatlarının gerilemesi, savaş halinin bir parça daha durulması diyebiliriz. Önümüzdeki dönemde TCMB'nin faiz indirimi olasılığının artmış olması da etkili. Bunları bir araya getirdiğimiz zaman TCMB'nin rezervleri kuvvetleniyor yine bu da toplam ülke risk primine pozitif katkıda bulunan bir başka unsur. Bunları bir araya getirdiğimiz zaman CDS'de önemli bir geri çekilme gördük.” değerlendirmesini yaptı.
Şengül: “Düşüşün kalıcılığı” sorgulanmalı
Şengül, CDS’teki düşüşün kalıcı olup olmadığının sorgulanması gerektiğini vurguladı. Gelecek dönemde çeşitli risklerin öne çıkabileceğini belirten Şengül, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının Türkiye’yi de etkileyecek bir boyuta ulaşmasının ilk risk unsuru olduğunu söyledi. Şengül, Türkiye’nin İran’dan önemli miktarda doğal gaz ithal ettiğine dikkat çekti. ABD’nin İran’a finansman sağlayan kanalları kapatmaya yönelik adımlarının Türkiye’yi de etkilemesinin mümkün olduğunu vurgulayan Şengül, yaptırımların sonuç vermediği yönünde bir değerlendirme oluşması halinde bölgede çatışmaların yeniden tırmanabileceğini ve bunun petrol fiyatlarında yeni bir yükselişe yol açacağını ifade etti.
Şengül, enflasyon beklentilerindeki seyrin üçüncü önemli risk olduğunu aktararak, son verilerde reel sektör ve hane halkının enflasyon beklentilerinde bozulma görüldüğünü belirtti. Rezerv birikiminin yavaşlaması veya tersine dönmesi ihtimalinin daha düşük olasılıklı olmakla birlikte riskler arasında bulunduğunu söyleyen Şengül, “Bunlar CDS'teki düşüşün kalıcı olmasını engelleyebilecek gelişmelere aday. Yurt dışında İran konusu yurt içinde TCMB politikalarının tahvil faizlerine yansımaları olacak. Eğer buradaki gevşemenin devam ettiğini görürsek bileceğiz ki ülke risk primi aşağı geldiği için burada gevşeme söz konusu oluyor. Dolayısıyla CDS ve tahvil faizleri aynı anda düşüyor sonucunu çıkaracağız.” ifadelerini kullandı.
Özer: Küresel taraf hem de yurt içi dinamikler birlikte okunmalı
Yatırım Finansman Strateji ve Yatırım Danışmanlığı Departmanı Müdürü Seda Yalçınkaya Özer, CDS’teki düşüşü hem küresel taraf hem de yurt içi dinamikler açısından okumak gerektiğini belirtti. Özer, ABD’nin yaptırımlarda Çin bankalarını doğrudan hedeflememesi ve İran-Pakistan-Umman görüşmelerinden gelen diplomasi beklentisinin petrolün risk primini azalttığını ifade etti.
Özer, ABD’nin İran’a askeri değil ekonomik baskı stratejisine geçtiğini aktardı ve askeri çatışma riskinin azalmasıyla savaş priminin bir miktar gerilediğini söyledi. Özer, “Küresel tarafta gelişmekte olan ülke risk primlerinde genel bir daralma var. Başka bir deyişle, Orta Doğu'daki gerilimin nispeten yatışması ve emtia fiyatlarındaki gerileme, sadece Türkiye'ye özgü değil, EM (gelişen piyasalar) geneline yayılan bir risk iştahı artışı yaratıyor. Buna karşılık İran’ın Hürmüz’e yönelik fiilî bir misillemesi mevcut fiyatlamayı hızla tersine çevirebilir.” dedi.
Özer, CDS’teki düşüşün tek başına “her şey yolunda” şeklinde okunmaması gerektiğini vurguladı. Türkiye açısından petrolün 90 doların altına gerilemesinin cari açık, akaryakıt fiyatları, enflasyon ve TCMB’nin faiz alanı bakımından net pozitif durumda olduğunu belirten Özer, sözlerini şu şekilde tamamladı: “TCMB'nin yaklaşık altı aylık aranın ardından haftalık repo ihalelerine dönmesi kritik bir sinyal. Fonlama maliyetinin gecelik yüzde 40 bandından, resmi politika faizi olan yüzde 37'ye doğru çekilmesi, sıkılaşmadan çıkışın somut bir adımı olarak okunuyor ve eylülde faiz indirimi ihtimalini yeniden gündeme taşıyor. Piyasa bunu, enflasyonda kademeli yavaşlamayla birlikte normalleşme sürecinin devam ettiğinin teyidi olarak fiyatlıyor.”

